|
|
April 16
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer...
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer...
Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer ...
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer...
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer...
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer...
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer...
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer...
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer...
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer...
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer...
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer...
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer...
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer...
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer...
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer...
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer...
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer...
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer...
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.....
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer...
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer...
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer...
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer...
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer !!!!!!! January 18
herşey çok kolay oldu ne sızlandım ne ağladım.. ani bi ölüm yada kalp krizi gibi kadar kolay .. bütün şehir üstüme gelicek dünyam yıkılıcak sanırdım ama olmadı..bitti işte.. bi süre gelen gidenler oldu beni anlamaya çalıştılar bi işe yaramadı..sıkıcı ve kasvetliydi..
bazen bütün gün yorganı başımdan aşağı çekip uyudum bazende ucuz filmler seyrettim günler böle geçip gitti .. şimdi İyiyim.. sen utanç gecelerinde ben burda..unuttum gitti..unuttum bitti..!!
November 16
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar oldugunu farkedeceksin
Tıpkı vucudunun yürgine dar geldigi gibi
Ne denizin mavisi açacak içini,ne pırıl pırıl gökyüzü
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek
Bir yandan,da kaybolacak kadar küçüleceksin
Yaşamak güzel boşver herşey unutulur
Sen hiçbirini duymayacaksın
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek
Az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin
Ölüme çare bulundu yada yarın kıyamet kopacakmış deseler
Başını kaldırıp ne dedin diye? Diye sormayacaksın
Yalnız kalmak isteyeceksin
Hem,de kalabalıklar arasında kaybolmak
İkiside yetmeyecek,geçmişi düşüneceksin,neredeyse dakika dakika
Onunla geçtigiin yerlerden geçmek istemeyeceksin
Gittigin yerlere gitmek,bu sana hiç iyi gelmeyecek
Biri sana içindeki acıyı söküp atabilecegini söylese kaçacaksın
Aslında kurtulmak istedigin halde o acıyı yaşamak için direneceksin
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin
Herkesi ona benzetip,kimseyi onun yerine koyamacaksın
Hiçbir şey oyalamayacak seni,ilaçlara sıgınacaksın
Bir kaç saat kafanı bulandıran ama asla unutturmayan
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek
Bogazın dügümlenecek dinleyemeyeceksin
Uyumak zor,uyanmak kolay olacak,sabahı iple çekeceksin
Bazen,de hiç güneş dogmasa diyeceksin
Ne geceler rahatlatacak seni,ne gündüzler
Belki çivi çivi,yi söker diye can havliyle,önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
Nafile...Düşüncesi bile tahammül edilemez gelecek
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla
Yüregin burkulacak, canın yanacak
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelemeyecek içinden
Onun sesini bir kez duymak için yanıp tutuşacaksın
Defalarca aradıgı günlerin kıymetini bilmedigin için nefret edeceksin
Yaşadıgın şehri terketmek isteyeceksin
Onunla hiçbir anının olmadıgı yerlere gidip yerleşmek
Onunla bir gün bir yerde karşılaşmak umudu
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak
Gel gitler içinde yaşayacaksın
Hazırmısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye?
O HaLDe AŞıK OLaBiLiRSiN...
October 03
UNUTMA...gözlerimdeki çıkmaz sokaklardasın.. sokaklar sesim..SEN ise, NEFESİM..
September 19 ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım.. Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil,
''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..
Ama bunların hepsini çok geç anladım ben ......
June 20
HİÇ VAZGEÇMEK ZORUNDA KALDIN MI? Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar
çıkartmak zorunda kaldın mı..? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi... Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında,hiç gelmeyeceğini bilmen gibi... Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana... Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken...? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek.. Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak
onu işitememek...Artık sonunun "di" li hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak... Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü.. Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek. Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek. Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur Değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir cafe, keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde, Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi? Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin.. Oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka, kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne, Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri..Yazabildin mi? Onu içinde korumanın..seni yok etmek olduğu zamanlara," FEDA OLDUN MU HİÇ "...
April 30
GÖZLERİN KAL DİYOR
Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözlerin kal diyor dudakların git Bakışın anahtar, gözlerin kilit Ellerin aç diyor, dudakların git.
Ayrılık; dönüşü olmayan nehir Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor, dudakların git.
Gidersem, bir daha dönmeyeceğim Kalırsam, kalbime yenileceğim Çözemedim seni delireceğim Gözlerin kal diyor, dudakların git.
Duvardan insin mi resimlerimiz, Yabancı olsun mu isimlerimiz? Ya o, deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor, dudakların git.
Bu roman da biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan Ağlıyor besteler yine hicâzdan Şarkılar kal diyor, dudaklar git...
GÖZÜM TUTMADI BU AYRILIĞI
"Meğer sen benim denizlerimin en sığ yanı Ruhumun sığışmaz deli mavi tarafı Meğer sen yaşadığım yaşanmamışlığım Öpüşlerine gebe ıslak dudak kıyısı Soğuk yatağımın sıcak düşleri... sıcacığım! "
..."Kıskanılan çekilemeyen bir aşkın eseriyiz seninle Şimdi ise veda için açılıyor öpüşmeye gebe dudaklarımız Ne zor sana bunları söylemek! Ve seni kendi ellerimle bir başka kollara bırakıp gitmek..."
GÖZÜM TUTMADI BU AYRILIĞI
|
|
|
|